|
|
|
|
Prof. Dr. Ali Osman Özcan |
Sendeletici Fırtınalar | Zihinleri sendeletici öyle fırtınalar esiyor ki. Düşünme evrenimizin dengesinin bozulduğu kimsenin aklına gelmiyor. İşe yarar düşünce ve görüşlerin dengeleri öyle bozuluyor ki, yok olmalarından beter. Akıl ve zekâ ürünlerimiz sendeletilerek öyle bir çukura düşürülüyor ki, çıkmak isteseler bile bir türlü çıkamayacakları bir çukur. Çukur içinde sarhoşlar gibi yalpalayarak yürümeye çalışıyorlar.
Zihinlerin sendelenmesi; ayakların taşa takılarak sendelenmesinden çok daha kötü. Düşünce evrenimiz öyle bir sendelemiş ki, sendelediği noktadan öyle bir savrulmuş ki, bir türlü doğru yolu bulamıyor. Hayat sorunları karşısında ne yapacağını şaşıracak kadar sarsılmış durumda. Zihinleri sendeletici öyle fırtınalar esiyor ki. Kendisini sendeletenlerden akıl almaya zorlanmakta. Kendisini sendeletenlerin kıs kıs gülmelerine sinirlenmesine rağmen, “ya sabır!” çekmekte.
Herkes sendelediği andaki ruh halini az çok hatırlar. Bu an bir dalgınlık anıdır. O an kişi sendeler, düşer ve kalkar. Atalarımız bunun için “kendi düşen ağlamaz” demişlerdir. Bu türden sendeleyip düşmeler kişiyi dalgınlığının sonuçları konusunda daha dikkatli olmaya zorlar. Fakat sendeleyip düşen kişi, çoğu kere düştüğü yerden tekrar doğrulup kalkmak için kendisinden güçlüsünü bulamaz. Bu durumu da atalarımız “eşek çamura düşmüş, kendisinden güçlüsünü bulamamış”diyerek özetleyivermişlerdir. Sendeleyerek yere düşen birinin canı çok yanmış ise, çevresine bakar, yardım eli uzatacak birini arar. Bulamayınca, üzüntüsü artar, canı daha çok yanar. Dişlerini sıkarak, kendi güçlerini toplayıp ayağa kalkmak ister. Bazen kalkar, bazen kalkamaz. Kalkmasına yardım eden bilmediği, tanımadığı insanlara minnettâr kalır. Çelme takarak düşmesine yol açanlara da lânet okur. Kendisini sendeletenleri bir türlü affedemez.
Sendeleme noktasına kadar iyi giden işler, sendeleme anında birdenbire değişiverir. Her türlü denge hali bozulur ve sağa-sola, öne-arkaya denge sağlama çabasından sonra,sendeletici fırtına ortalığı toz duman ettiği için düşme olayı kaçınılmaz olur. Bazen sendeleme ağır olur. Sendeleyen ağır kayıplara, zararlara uğrayabilir. Bazen de hafif bir sendeleme yürüyüşü aksatsa da bir kaç sallanma ve hafif bir sarsıntıdan sonra durum eski haline döner. Kişi hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edebilir. Sendeleme sonucu, ağır yaralanmalar ölüme yol açabilir.
Düşünce evrelerimiz de esen sendeletici fırtınalara sebep olanların amaçları ise, bambaşka. Sendeleyen zihinlerin yere düşmesini bekleyen çakalların hiç acelesi yok. Ağızlarının suyu akarak yere düştüğü anda parçalamaya hazır bir şekilde beklemekteler. Sendeleyen zihinlerdeki düşünce ürünlerinin kendilerine zarar veremeyeceğini çok iyi biliyorlar. Sendelemeyi hissettikleri zaman, düşmeyi beklemenin daha iyi bir yöntem olduğuna kani olmuşlar. Esen rüzgâr,yağan yağmur, bastıran karanlık çakalları amaçlarından caydırmaz. Hatta arada destek gösterisi bile yapabilirler. Sendeleyen zihinlerin gücünü ölçmek için yardım gösterilerinde bile bulunabilirler. Son üç yüz senedir sersemletilerek sendeletilen bilimsel, teknolojik ve kültürel dünyamızın ayağa kalkması için, çalışma yerine, onu çakallara teslim mi edelim?
Sendeleyen düşünce evrenimizin tepesine bir yumruk daha vurup yere yıkmak, ortadan kaldırmak isteyenlerin olacağı da kesin. Daha fazla sendelemeden, fazla zarar görmeden ayağa kaldırmak hepimizin borcu. Cedlerimiz, atalarımız, bugüne kadar öyle veya böyle düşünce dünyamızı bugünlere getirmişler. Onların yaptıkları ve yapacakları bu kadar. Bizim görevimiz kültürel dünyamızda esen ve estirilmeye çalışılan sendeletici fırtınaları önce durdurmak, daha sonra da verdikleri zararları ortadan kaldırmaktır. Neden, niçin, nasıl sendeliyor? Tartışmalarıyla vakit öldürmek değildir. Herkes sendeletici fırtınaları durdurmak için bilinçli olarak el ele vermelidir. Mensubiyet veya ait olma bilinci veya duygusu, bunu gerektirir. Gün, seyre bakma günü değildir.
Sendelemekten yere yıkılacak hale getirilen, sendeleticilerin merakla yıkılması için bekledikleri kültürel evrenimizin fırtınayı misafir edemeyecek durumu, umutsuzluğu, teslimiyeti gerektirmez. Bu dünya güçlülerin güçsüzleştirdiği, güçsüzlerin güçlendiği bir dünyadır. Kendimizi toparlayıp sendeletici fırtınalara direnebiliriz. Yeter ki ümitli olalım...
Sendelerken birkaç kere sağa sola sallanma göz korkutmamalıdır. Sendeletici ilâçları almamak temel sorunumuzdur. Sendeletici ilâçları alan zihinlerin tedavisi olanaksız gibi. Sendeletmek isteyenler ise, her fırsatta bu ilâçları alıp kullanmamızı istemekte. Üstelik bu ilâçları kullananlar da, çok iyi olduğunu söyleyerek, herkese tavsiye etmekte. Sendeletici fırtınalar sadece dışardan değil, kültürel evrenimizin içinden de, ta can evimizden de esmekte. Ulusal irademizi yalpalamaktan korumak, ona destek olmak zorunda olduğumuzu bir bilip kavrayabilsek...
Sendeleme olayında sendelenen yer, sendeleme anı çok önemlidir. Sendeleyenin durumu ve sendeleme derecesi de göz önünde tutulmalıdır. Üç yüz senedir sendelediğimiz yerde tekrar silkinebilir, sendeleme anlarında aldığımız yaraları tedavi edebiliriz. Sendeleme derecemiz ne kadar fazla olsa da maddî ve manevî kayıplarımızı çok kısa bir sürede telâfi ve tazmin edebiliriz. Yeter ki ulusal görüş birliği zedelenmemiş olsun. Sendeletici fırtınaların zihinleri de zedelediğine de dikkat ederek incinmiş, zedelenmiş zihinleri de tedavi ederek topyekün görüş ortaklığı içinde, geleceğimizde sendelememek için temeller atabiliriz. Gelecek nesiller, bizlerden bunu bekliyor.
Kültürel evrenimiz sendeletici fırtınalar tarafından darmadağın edilip zihinler sendelerken, tekrar işler düzelecektir. Gelecek nesillere karşı borcumuz ve sorumluluğumuz olduğunu hatırlar, yeni bir dirilişle sendelemeye ve sendeletenlere birer tekme atıp geleceğin yoluna doğru hızlı yürüyüşümüze devam edip gideriz. Arkamıza dönüp bakmadan yollardaki sendeletici fırtınalara sebep olan taşları, birer birer yollarımızdan attığımızda; sendeletenler bile hayret içinde kalsınlar. Türk milleti geçmişteki sendelemelerini nasıl atlattıysa, bugün ve yarın da aynı şekilde atlatacak ve geleceğine sendelemeksizin yürüyecektir.
|
<< Geri Dönün | Çıktısını Al | Arkadaşına Gönder  | |
|
Bu
Yazı Hakkındaki Yorumunuz |
|
|
|
|
|
|